|
Dr.Dündar KALYONCUOĞLU.Dr.Güren DELLALOĞLU Dr.Türker KALAS
Gelişen teknoloji ürünleri tıp sahasında da her geçen gün teşhis olanaklarını
artırmakta ve insanlığa daha iyi hizmet vermektedir.
Teorisi yüz yıl kadar önceye uzanan ancak özellikle II. Dünya Savaşından sonra
gittikçe artan bir süratle gelişen ve tıp alanına da giren ultrasound son
yıllarda yurdumuzda adeta bir moda gibi her yana dağılmıştır.Burada en büyük
etken yöntemin insan sağlığı üzerine örneğin Rötgen ışınları gibi zararlı etkisi
olmaması,herhangi bir müdahaleye gerek duyulmaması ve bu zamana kadar organların
şeklinin bu derece kolay ve ayrıntılı gösterilememesidir.
Ultrasound insan kulağının duyabileceğinden daha yüksek frekanslı ses dalgaları
olarak tarif edilmektedir.Klinikte bu frekanslar 1-10 MHz arasında
sınırlandırılmaktadır.Obstetrik ve jinekoloji 2- 5 MHz arasında en çok ise 2 -5
-3 MHz arasındaki dalgalar kullanılmaktadır.
Yüzeylerine elektirik akımı verilerek kısa süreli titreşimler yaptıraılan piazo
elektirik kabiliyetli kristaller örneğin kuarts kristalleri yüksek frekanslı ses
dalgaları , ulsrasound meydana getirmektedir. Elde edilen bu dalgalar transducer
vasıtası ile incelenmek istenen dokulara gönderilmektedir . Ses dalgaları fizik
prensiplerine göre değişik akustik özellikler gösteren dokulardan ve yüzeylerden
geçerken kırılmaya ,yansımaya ve absorbsiyona uğramaktadır . Bu doku
yüzeylerinden yansıyan ses dalgalarınn enerjisi yansıtıcı yüzeyin konuma ,
açısına . gönderilen dalganın şiddetine ve geçtiği dokunun akustik direncine
bağlıdır.
Klinikte hem ultrasound dalgalarını göndermek hem de doku ve yüzeylerden
yansıyan bilgiyi toplamak için transducer kullanılmaktadır.Geriye yansıyan
ultrasound dalgaları başlangıçtakinin aksi olarak elektrik enerjisine
dönüştürülmekte ve bilgi televizyon ekranında sergilenmektedir.Bilgi sergilemesi
;
A_mode,
B_mode,
M_mode,
B_scaning,şekillerinde olmaktadır.En çok kullanılan strüktür tanımlaması ve
orientasyon kolaylığı olan B-scaning metodudur.Unutulmaması gereken bir nokta bu
metod ile operatörün iki boyutlu çalıştığıdır.Bu nedenle vücut topolojisinin çok
iyi bilinmesi gerekmektedir.
METARYAL VE METOD
Kliniğimizde antenatal muayene için başvuran gebelerden 16.gebelik haftasından
büyük olan,fetusu etkileyebilecek sistemik hastalıkları olmayan,adetleri düzenli
olup da son adet tarihini kesin olarak bilen, her dört haftada en az bir kez
bizim istediğimiz tarihlerde kontrole gelebilecekleri ve araştırma grubuna
katılmaya gönüllü olanları çalışmaya dahil ettik.
Kontrole gelen gebelere rutin antenatal muayenelerden başka araştırmamıza esas
olan ultrsonografik bifarietal diameter (BPD) ölçümü yaptık.Bu ölçüm için
herhangi bir ön hazırlık yapılmalı.Yalnızca gebelere muayeneye dolu mesane ile
gelmeleri hatırlatıldı.
Kullandığımız ultrasound cihazı 1978 model Danimarka imalatı,Bruel ve Kjaer
firmasına ait grey scale,real time,B-scannerdir.transduceri dört
kristalli,dakikada 650 devirli , 2.5 MHz'lik sektör scan yapan revoling
transducerdir.
BPD ölçümlerini ekran üzerinde mesafeleri = 1 mm hata ile ölçebilen birbirine
paralel yay şeklinde ışıklı kalibratörlerle yaptık.Ölçüm için midline ekonun en
iyi ve en uzun olarak alındığı,en geniş BPD kutru seçildi.Lateral ventriküllerin
bu sırada görüntüde olmasına dikkat edildi.Kullandığımız ölçüm metodu leading
edge to leading edge dir.
Gebelerde bazı parametreler incelendi :
Gebelerin sayısı ile yaşları karşılaştırıldı (Şekil : 1). Araştırma grubumuzdaki
olgular dikkat çekecek bir sayıda, en çok 21-25 ve 26-30yaş gruplarında % 70'e
varan bir çoğunlukla göze çarpmaktadır.Bu dağılım istatistiksel olarak normal
çan eğrisine uymaktadır. Aynı şekilde doğum için optimal olan 20-30 yaşlar arası
vurgulanmaktadır .
Gebelerimizin ilk adet yaşları araştırıldığında (Şekil : 2 ) . 14, yaş % 29.6
ile en sık rastlanan yaş olmaktadır . Bunu %25.9 ile 13. yaş ve %21.3 ile 12.
yaş grupları izlenmektedir . Diğer alt ve üst yaşlarda menarş ensidansında
önemli düşüler görülmektedir. Buradaki verileri genellersek ülkemiz kızlarının %
75 kadarının 12-14 yaşlarında menarş oldukları ortaya çıkmaktadır.
Çalışma grubundaki gebelerin anamnezlerinde düşük yapanların ensidansı 160
idi.Ancakbiz burada spontan düşükler yanında provoke düşükleri de aynı başlık
altında değerlendirdik.432 gebe 232 kez düşük yaptı.Düşük yapanlar içerisinde
sadece bir kez düşük yapanlar %65'lik bir oran ile önde gelmektedirler.Bu
düşüklerin büyük bir kısmı gösterilememekle beraber aile planlaması için yapılan
bilinçli düşüklerdir(Şekil:3)
İlk kez anne adayı olan gebeler çalışmamıza % 44.5 oranı ile en büyük ilgiyi
gösteren grup oldu.Bu ilgi artan gebelik sayısına orantılı olarak düşme gösterdi
ve yedinci gebelikte % 0.9'a kadar indi (Şekil :4).
Sonucu,genç ve deneyimsiz gebelerin bebeklerinin gelişmesi hakkında bilgi sahi
olmayı ve en azından gebeliklerini bir doktor kontrolü altında devam ettirmeyi
yeğlediklerinin bir göstergesi olarak yorumlaya biliriz
BPD ölçümlerinde elde ettiğimiz değerlerin haftalara göre serbest dağılımlarını
noktalar halinde graf kağıdı üzerinde işaretledik. Fakat üst üste gelen de
ğerleri ayrı ayrı gösterme olanağ bulamadık.Grafik bu şekli ile sağlıklı bilgi
vermektedir (Şekil:5)
Bundan dolayı elde edilen değerleri ortalamalarını bularak hafta ve günlere göre
grafik halinde gösterdik (Şekil:6 )
Eğrimizi bazı otörlerin kullandığı BPD versus gebelik haftası eğrileri ile
karşlaştırdık :
Şekil: 7 Saling ve hansmann
Şekil: 8 Persson
Şekil: 9 Shalgrenska hastanesi . Göteburg
Şekil: 10 Metreweli ve Heinemann grafikleri görülmektedir.
Şekil:11'd aynı BPD ölçümlerinin değişik otörlerinin eğrilerinde kaçıncı gebelik
haftalarına tekabül etiğini sergiledik,Buna göre 24, gebelik haftasına kadar
bütün otörlerin değerlendirmeleri ile anlamlı olmayan faklarla uyumluyuz .Bu
haftadan sonra Yale nomogramına göre farklılıklar görülmektedir .Bizim 40.
haftaya uygun olarak tanınladığımız değer diğer otörlerce 37-399 haftalık olarak
gösterilmektedir Bu 2- 3 haftalık matürasyon eksikliğini ifade etmektedir
Sonuç olarak çalışma grubumuz bebekleri miadır.da doğdukları takdirde aynı
gebelik haftasındaki diğer otör çalışma grubu bebeklerine oranla daha küçük
olacaktır.
ÖZET
Sağlıklı olarak gebelerde ve normal seyreden gebeliklerden derlediğimiz bir
grupta biparietai diameter tayinleri yaptık elde ettiğimiz değerlerden gebelik
yaşına uygun bir eğri çıkarmağa çalıştık ve sonucumuzu diğer otörlerinkilerle
karşılaştırdık.
SUMMARY
We determined the BPD of healthy gravidae withbut any complications of pregnancy
and plotted them on a graph against gestational age in weeks the curve we
obtained is comparad with other curves that are being in use in various
countrics
LİTERATÜR
1) Campbell, S. : Ultrasonic Fetal cephalometry during the second trimester of
pregnancy-jobster Gynaecol Br Commonw 77 : 12,1970.
2) Poll V. : Preecision of ultrasonic fetal cephalometry.Br.Jobstet Gynaecol. 83
: 217,1976.
3) Sabbagha RE, Hughey M: Standardisition of sonar cephalometry and gestational
age. Obstet Gynecol 52 :402, 1978.
4) Levis.Smets P : İntrauterin growth studied by ultrasonic biparietal
measurements : Acta Obstet Gynecol . scand. 52 : 193, 1973.
5) Campbells ,Nevman GB: Growth of the fetal biparietal diameter during normal
pregnancy : Obstet. Gynaecol. Br. Commonw 73,513,1971.
|