|
Memede tespit edilen lezyonlar ya fizik muayene ( ele gelen ) ile yada
görüntüleme yöntemleriyle ( ele gelemeyen ) ortaya konurlar.
GÖRÜNTÜLEMEDE
KULLANILAN YÖNTEMLER
1 – Tarama mamografisi
2 – Tanısal mamografi
3 – Ultrasonografi
4 – MR Mamografi
Tanısal
Mamografi
Ne zaman
Yapılmalıdır ?
A – Ele gelen kitlesi olan hastalarda lezyonun selim habis
ayırıcı tanısında fizik muayene bulgularına ilave olarak hastanın yaşına göre
iki taraflı mamografi ve ultrasonografi veya her ikisinden yararlanılır.
B – Radyolojik inceleme yapılmadan İAB veya biopsi ile kanser
tespit edilen hastalarda kitlenin saptandığı memenin ve karşı memenin
değerlendirilmesi için mamografi çekilmelidir.
C – Kitlenin multifokal – multisentrik olup olmadığının tespiti
için mamografi gereklidir.
D – Meme başı akıntısı , çekinti gibi şikayetlerle başvuran
hastalarda mamografi ve ultrasonografiden yararlanılır.
E – Meme kanseri nedeniyle meme koruyucu cerrahi veya modifiye
radikal mastektomi
( MRM ) yapılan hastalarda takipler esnasında mamografi çekilir.
Mamografik
Bulgular
Kitle
Düzenli sınırlı kitleler genellikle selim lezyonların özelliğidir.Bununla
beraber 35 yaş üstünde görülen selim karakterli kitlelerde dikkatli
olunmalıdır.Kitlenin lobülasyon göstermesi selim olduğunu düşünürken , bir
alanda dahi sınırların düzensiz olması habaseti düşündürmelidir.Düzenli sınır
göstermesine rağmen habis olan kitleler daha çok invaziv duktal , müsinöz ve
medüller tip kanserlerdir.Düzensiz sınırlı ve dikensi uzantı gösteren kitlelerin
habis olma yüzdesi oldukça yüksektir.Mamografi sırasında meme başı uygulanarak (
spot kompresyon yöntemi ) kitlenin sınırları daha iyi incelenir , çünkü bası
yapılmadan normal parankim yapıları ile birlikte düzensiz sınır saptanabilir.Bu
tip kitlelerin ayırıcı tanısında radial skar , travma sonrası yağ nekrozu gibi
selim lezyonların olabileceği akılda tutulmalıdır.Dikensi uzantı gösteren
kitleler , invaziv ductal carsinom için tipiktir , ayrıca lezyonda
mikrokalsifikasyon da bulunabilir.Dikensi uzantılar sıklıkla kanserin çevre meme
dokusunda oluşturduğu dezmoplastik reaksiyona bağlı olarak meydana gelir.
Mikrokalsifikasyonlar
Mamografilerde sık rastlanan bulgulardır.Çoğunlukla selim patolojiler
aittirler.Bunlar arasında dejenere fibroadenom , yağ nekrozu , yağ kistleri ,
mikrokistik değişiklikler ( kalsiyum sütü ) , süt kanalı ve arter
kalsifikasyonları sayılabilir.Habis özellik gösteren mikrokalsifikasyonlar (
komedo tip ) duktus şeklini alan çomak V,Y,Z harflerine benzeyenler , dallanma
gösteren birbirinden farklı özellik ve büyüklükteki
mikrokalsifikasyonlardır.Küme oluştururlar ve belli bölgede yerleşim gösterirler
, nadiren tüm memeyi tutarlar.Bu tip mikrokalsifikasyonlarda biyopsi endikasyonu
vardır , in situ veya invaziv komedo kanserler için tipik görüntüyü
oluştururlar.Daha çok sklerozan adenozis ve in situ lobuler kanserde görülen
selim karakterli mikrokalsifikasyonlar ( komedo olmayan ) tek düze , daire ,
daire ve oval şekilli , yaygın düşük yoğunluktadırlar ve küme
oluşturmazlar.Teşhis için iğne biyopsisi , core biyopsi veya stereotaktik
işaretleme biyopsisinden faydalanılır.
PARANKİMAL
DEFORMİTE
Normal meme yapısının bozulması olarak tanımlanabilir. Normal parankimde
trabeküler yapılar çevreden subareolar bölgeye doğru lineer olarak uzanırlar. Bu
trabeküller normalde spikül tarzında görülebilirler, eşlik eden kitle bulunmaz,
santrali radiolusenttir.Tubuler carsinom ve radial skar bu görüntüyü
verebilir.Bu durumlarda Girişimsel yöntemlerle teşhise gidilmelidir.
Asimetrik Yoğunluk
Mamografide sık görülür, nadiren habaset bulgusudur.Memedeki asimetrik
involüsyonun sonucunda oluşur.
Yeni Oluşan Yoğunluklar
Tarama amaçlı yıllık çekilen grafilerde ortaya çıkan yeni lezyonlardır , habaset
açısından incelenmelidir.
Meme kanserinin ikincil bulguları
Komşu deride lokal kalınlaşma ve çekinti , cilt tutulumunu ve Cooper bağı
boyunca tümör yayılımını gösterir.Merkezi yerleşimli tümörlerde mem başı
çekilmesi ve areolar kalınlaşma görülebilir.Lenfatik kanalların tümör tarafından
invazyonu sonucu memede yaygın ödem , parankimde genel yoğunluk artışı ve
trabeküllerde kalınlaşma şeklinde bulgu verebilir , cilt lenfatikleri tutulursa
( US ) portakal kabuğu görüntüsü oluşur.Mamografide yoğun meme görüntüsü vardır
, genellikle tek taraflıdır.
Ultrasonografi
Ne zaman
yapılmalıdır ?
- Kitlenin solid mi kistik mi olduğunu
ayırmada çok başarılıdır.( %96 – 100 ).Düzenli sınırlı kitlelerin kist olup
olmadığının gösterilmesinde kullanılabilir.Düzenli sınırlı kitlelerde İAB ile
kist aspire edilebilir kist sıvısı özellik göstermezse (
kanlı değilse ) ve rezidüel kitle kalmazsa US yapmaya gerek yoktur.US kist
duvarlarının incelenmesinde kullanılabilir.( papiller kistik carsinom ayırıcı
tanısında ).US , düzgün sınırlı solid kitlelerin selim – habis ayırımında
başarılı değildir , sadece fikir verebilir.Mamografide tespit edilen dikensi
çıkıntıları olan kitlelerde X biyopsi endikasyonu olduğundan , başka odak
aranmıyorsa
US’ye gerek yoktur.
- Yoğun fibroglandüler memelerde mamografide ortaya konamayan ele
gelen kitlelerin görüntülenmesinde ve değerlendirilmesinde US önemli bir
yöntemdir.Bununla birlikte US’in de %25 olguda yanılabileceği belirtilmektedir.
- Genç kadınların ( <35 yaş ) memesinin değerlendirilmesinde yoğun
meme dokusu nedeniyle mamografi yeterli bilgi vermez, bu nedenle US tercih
edilir.Muayenede kitle tespit edildiğinde ilk tercih edilmesi gereken yöntem US
olmalıdır.( İlave habaset bulguları yoksa ) Ancak US hiçbir şikayeti olmayan
kadınlarda tarama yöntemi olarak kullanılmamalıdır.
- Mamogarfi alanına sokulamayan göğüs duvarına yakın kitlelerin
değerlendirilmesi US ile yapılabilir.
- Koltuk altındaki ganglionların metastatik olup olmadıkları US
ile incelenebilir , Fizik muayeneye göre 2 kat başarılıdır.
- Mamografide tespit edilen kist , kitle gibi ele gelmeyen
lezyonların teşhisine yönelik işlemlerde US rehberliğinde İAB , Core biyopsi ve
işaretleme yapılabilir.
- Koruyucu meme cerrahisinden sonra radyoterapi gören yoğun
memelerde ortaya çıkan kitle lezyonların değerlendirilmesinde US’den
faydalanılabilir.
RENKLİ DOPPLER
SONOGRAFİ
Memede tespit edilen kitlelerin selim – habis ayırımında doppler sonografi yoğun
olarak kullanılmış ancak birbiriyle çelişen bir çok çalışma
yayınlanmıştır.Ayrıca tanı , kitlelerin damarlanmasındaki değişiklik tespit
edilerek yapılmaktadır.Ancak bu konuda kesin kriterler konulmadığı için rutin
uygulamada kullanılmamaktadır.Bununla birlikte mamografi ve US ‘ye ilave olarak
ayırıcı tanıda kullanılmasını önerenlerde mevcuttur.
MR MAMOGARFİ
Kitlelerin selim habis ayırımında meme koruyucu cerrahi sonrası oluşan
kitlelerin granülasyon dokusu habis ayrımında ve özellikle meme koruyucu cerrahi
yapılacak memelerde multifokal – multisentrik tümörlerin ortaya konulmasında MR
mamografinin önemli yeri olduğu gösterilmiştir.Mikrokalsifikasyonların
değerlendirilmesinde yardımcı olmaz , çünkü MR mamografi ile 2 –
3 mm lik tümörleri göstermek mümkün olduğundan ( aşırı
induktal komponent ) veya DCİS gibi mikroskopik lezyonların değerlendirilmesinde
rolü yoktur.
Bu gün için memenin değerlendirilmesinde tek başına kullanılabilecek ,
mamografinin yerini alabilecek bir yöntem değildir.Seçilmiş hastalarda
kitlelerin selim habis ayırımında ve yoğun memede koruyucu cerrahi öncesi başka
odakların araştırılmasında kullanılmaktadır.
ELE GELMEYEN
LEZYONLARDA YAKLAŞIM ( MAMOGRAFİ VE ULTRASONOGRAFİ İLE TESPİT EDİLEN )
Elle muayenede tespit edilemeyen ancak görüntüleme yöntemleri ( mamografi veya
ultrasonografi ) ile tespit edilen lezyonlara ele gelmeyen ( nonpalhapb )
lezyonlar adı verilir.bunlar selim veya habis özellikler taşıyan kitle , kist ,
mikrokalsifikasyon , asimetrik
yoğunluk artışı gibi lezyonlardır.Bu lezyonlardan mamografi veya ultrasonografi
rehberliğinde iğne aspirasyon biyopsisi ( iab ) geniş iğne biyopsisi ( Core
biyopsi , CB ) yapılabilir.Us ile gösterilmesi mümkün olmayan mikrokalsifikasyon
ve kitlelerde sadece stereotaktik CB veya İAB yapılabilir.Amerika da CB çok
tercih e dilirken , İAB batı Avrupa ve İskandinal ülkelerinde tercih
edilmketedir.
İAB
Ele gelmeyen lezyonlardan ultrason veya stereotaktik yöntem rehberliğinde İAB
yapılabilir.Daha çok kitle lezyonların değerlendirilmesinde kullanılır ;
Mikrokalsifikasyonların İAB ile değerlendirilmesi sito-patolog açısından zorluk
oluşturulabilir.Lezyonun in situ mu yoksa invaziv mi olduğu konusunda veya in
situ mu , atipik hiperplazimi olduğunun değerlendirilmesi konusunda İAB ile
yeterli bilgi edinilmesi oldukça güçtür.Lezyonlardan yeterli hücresel materyal
elde etmek için aspirasyon işlemi değişik yönlerde çokça yapılmalıdır.Enjektör
ve iğne ( 20 gauge ) içene negatif aspirasyon ile çekilen materyal bekletilmeden
lam üzerine püskürtülür ve bir başka lam yardımıyla yayıldıktan sonra %95 lik
alkol içinde 15 – 20 dk bekletilir ve boyanmak üzere sitopatoloğa
gönderilir.Sitolojik tanı elde edilir.Patolog , sitoloji konusunda deneyimli
olmalıdır.
Sonuçlar ;
1 – Yetersiz materyal
2 – Selim duktal hücreler
3 – Atipik hücreler
4 – Habis epitelyal hücreler olarak rapor edilir.
Tedaviyi üstelenen doktor fizik muayene ve görüntüleme yöntemlerinide dikkate
alarak lezyonu takip mi edileceği yoksa cerrahi bir işlem mi yapılacağına karar
verir.Habis ve atipik epitelyumyal hücre olarak rapor edilen lezyonlar biyopsi
ile araştırılmalıdır.CB’ye göre daha ucuzdur ve daha çabuk netice alınır.
CORE BİYOPSİ
Geniş iğne içinde kesici ucu olan ( 14 – 16 gauge ) TRU – CUT iğnesi ile
araştırılmak istenen lezyondan doku parçaları elde etmeyi ve böylece histolojik
tanı konulmasına yönelik bir işlemdir.İn situ kanser , invaziv kanser ayrımı
yapılabilir ( İAB de imkansızdır ) Patoloğun sitolojik tanıda olduğu gibi özel
bir eğitime ihtiyacı yoktur.Ele gelemeyn lezyonların tanısında gerek ultrason ve
gerekse sitereotaksi rehberliğinde kullanılabilir.
Sitereotaktik yöntem ; mamografide tespit edilen lezyonun , meme iki plak
arasında tespit edildikten sonra orta hattan 15 derece her iki tarafa kayarak (
röntgen tübünün 30 derece kayması ile ) görüntülenmesidir.Buradan elde edilen
bilgiler , bilgisayarda üç boyutlu hale getirilir ve koordinatlar tespit
edilerek meme içindeki lezyona ulaşılır.Öncelikle mamografi ve ultrasonografi
lezyonun özelliklerini ortaya koyar.Lezyonların görüntü özelliklerine göre
yapılan sınıflamaya göre muhtemelen selim ( BİRAT III .derece ) olarak
sınıflandırılanlarda ( Habaset riski %2 ‘den az ) sıklıkla lezyonun 6 ay sonra
mamografi ile kontrolü yapılır.Stereotaktik
CB , orta ( BİRAT IV.derece ) ve multi lezyonların histolojik tanısının
konulmasında kullanılır.CB sonucunun selim olarak bildirildiği hastalarda
gereksiz açık biyopsi oranı azaltılabilir.Yanlış negatif sonuçları önlemek için
lezyonların 6 ay sonra mamografi ile takibi yapılmalıdır.Böylece örnekleme
hatası olmuşsa uzun zaman geçmeden tekrar görüntü elde edilir.Histolojik
teşhisin yanı sıra CB’nin diğer bir avantajı da tek aşamalı ameliyat planı
yapılmasına imkan vermesidir.Birden fazla lezyonun bulunduğu durumlarda da CB
çok odaklılığı belirlemede kullanılabilir.Stereotaktik CB özellikle orta
derecede şüpheli lezyonlarda ve yüksek oranda şüpheli mikrokalsifikasyonların
histolojik tanısında kullanılmaktadır.US ile tespit edilemeyen bazı şüpheli
solid lezyonlara da stereotaktik CB yapılabilir.Hedef , histolojik tanıyı
koymaktır.Bazen görüntü ile biyopsi sonucu arasında uyumsuzluk olabilir , bu
durumlarda lezyonun tümünü çıkarmak ve
tanıya gitmek gerekebilir.
Yaygın mikrokalsifikasyonda , çok küçük mikrokalsifikasyon odaklarında göğüs
duvarına yakın ve yüzeysel lezyonlarda veya 40 – 60 dk süren bu olaya iyi uyum
gösteremeyen hastalarda stereotaktik CB yapılmayabilir.Lezyonlara doğru teşhis
koyma oranı %71’dir.( Açık biyopside %99 ) DCIS , atipik duktal hiperplazi veya
lobuler hiperplazi olarak rapor edilen CP sonuçları cerrahi biyopsiyi
gerektirir.CP ile DCIS tanısı konulanların %20 sinde invaziv karsinom çıkar ,
atipik hiperplazi tanısı konulduğunda ise lezyonların % 50 sinde DCIS veya
invaziv kanserdir.
ELE GELEN
LEZYONLARDA TANI YÖNTEMLERİ
Meme muayenesi esnasında tespit edilen lezyonlarda tanı için izlenecek 4 çeşit
yöntem mevcuttur :
İAB
İnce iğne aspirasyon biyopsisi yukarıda tarif edildiği gibi yapılır.lezyon palpe
edildiği için US veya stereotaksi rehberliğine ihtiyaç yoktur.Kitle 2 parmak
arasında sıkıştırılarak aspirasyon işlemi gerçekleştirilir.Poliklinik muayenesi
esnasında memesinde kitle tespit edilen , hiçbir tetkiki olmayan hastanın , ilk
işlem olarak kitlesine İAB yapılması genel olarak tavsiye edilmemektedir.İAB
esnasında oluşabilecek hematomun mamografi veya ultrasonografik bulguları
bozmasından endişe edilir.Bunun ile birlikte tecrübeli ellerde İAB yapılmasının
avantajları da vardır.
- Kistik bir kitlenin İAB ile aspirasyonu ve tedavisi sağlanabilir
, bazı hastalar için ilave tetkik gerekmeyebilir.
- Tecrübeli ellerde hematom oluşması son derece nadirdir ,
radyolojik tetkikler hazırlanırken İAB sonucu alınır ve kitle hakkında bilgi
sahibi olunabilir.
- İAB sonucuna göre hasta ile tedavi seçenekleri konuşulabilir.
- İAB ve görüntülemeler habs bir lezyonu işaret ediyorsa ameliyat
esnasında zaman kaybına neden olan forozen section incelemesi yapılmayabilir.(
Tümör bütünlüğünü bozmadan cerrahi girişim yapılabilir.) İAB nin deneyimli
kliniklerde doğruluk oranı %95 – 100’dür.Son zamanlarda içinde alkol bulunan
enjektöre yapılan aspirasyonla reseptör tayini yapılabilmektedir.
CORE BİYOPSİ ( Tru
– Cut kesici iğne biyopsi )
Daha geniş iğne ve içindeki kesici şaftı yardımıyla kitleden doku parçası almaya
yönelik işlemdir ; Histolojik tanı konulmasına yardımcı olur.Ele gelen
kitlelerde rutin kullanılan bir işlem değildir , İAB ‘den daha invaziv bir
işlemdir , lokal anestezi gerektirir , İAB ‘den olduğu gibi kitle içinde değişik
yöntemlerde örnek almak için her defasında cilt dışına çıkıp içeriği boşaltmak
ve tekrar aynı işlemi yapmak gerekir , hematom riski İAB’ye göre daha yüksektir.
EKSİZYONEL BİYOPSİ
Memede tespit edilen lezyonun tümünün çıkarılmasıdır.Genellikle çok büyük
olmayan kitlelerde hastanında tercihine bağlı olarak poliklinik şartlarında
lokal anestezi ile yapılabilir.Daha çok , klinik değerlendirmede selim olduğu
düşünülen ( genç hastalarda : fibroadenom ) kitlelerde tercih edilir.İnsizyon
areola kenarına estetik kaygılarla yapılabilir.Periferik lezyonlarda üst
kadranlarda areolaya paralel ( langerin
deri çizgilerine paralel ) , alt kadranlarda ise radial insizyon tercih
edilir.Habis olduğu düşünülen kitlelerde genellikle ilk ferah edilen yöntem İAB
olmakla beraber eksizyonel biyopsiyi tercih edenlerde vardır ; Bu görüşe göre
ameliyat öncesi kitlenin özelliklerinin öğrenilmesi için eksizyonel biyopsi
yapılmalı kitle parafin incelemede değerlendirilmeli ve gerkirse daha sonra
yeniden eksiyon yapılmalı , koltuk altı disseksiyonu ilave edilmelidir.Kitle
özellikleri uygun bulunmayanlarda ve kesi sınırı pozitif olanlarda mastektomi
tercih edilir.Meme başından uzakta yer alan ve habis olduğu düşünülen kitlelerde
areola insizyonunda kitleyi tünel oluşturarak çıkarmak , tümörün yayılımı
açısından doğru değildir.Bu durumlarda insizyon tümörün cilde en yakın olduğu
yerden yapılmalıdır.Biyopsi yaparken , kozmetik olarak kötü sonuç oluşturacak
girişimlerden kaçınılmalıdır.Kliniğimizde kitlelerin değerlendirilmesi ( genç
kadınlarda fibroadenom düşünülenler hariç ) İAB ile yapılmakta , şüpheli ve
habis olduğu belirlenenlerde genel anestezi altında geniş tümör eksizyonu tek
girişimde yapılmaktadır.Geniş tümör eksizyonu bir çeşit eksizyonel biyopsi
olmakla birlikte tümör etrafındaki 1 –
2 cm lik normal meme dokusunuda içermektedir , kansere
yönelik bir işlemdir , yeniden eksizyon yapmaya gerek kalmaz , tümör ve çevre
bütünlüğü korunduğu için sınır incelemesi güvenle yapılabilir.
İNSİZYONEL BİYOPSİ
Memedeki büyük kitlelerden tanı amaçlı , cerrahi olarak doku parçası
alınmasıdır.Genellikle lokal ileri olduğu düşünülen meme kanserlerinde (
tedavinin öncelikle Kemoterapi olduğu hastalar ) histopatolojik tanı ve reseptör
tayini için örnek alınır, meme kanseri teşhisi konulduktan sonra neo – adjuvan
sitotoksik tedavi planlanır.Cilt tutulumunun olduğu hastalarda kitle ile bir
kitle üzerindeki ciltten de bir bölüm çıkarılarak cilt tutulumu ( T4 ) olup
olmadığı incelenir.İnfalmatuar tip kanserlerde kitle oluşmadan cilt bulguları
mevcuttur.Bu nedenle doğru teşhis için cilt ile beraber altındaki 1 –
2 cm derinliğinde meme dokusuda çıkarılmalı ve
histopatolojik incelemeye gönderilmelidir.
Erken Tanı İçin Ne
Yapmalıyım?
20 yaşından sonra Her ay
20 yaş – 39 yaş1 - 3 yılda bir
40 yaşından sonra Yılda bir
40 yaşından sonra Yılda bir
Kendi Kendine Meme Muayenesi
20 yaşından itibaren her kadın, düzenli olarak
her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır. Bu her ay sadece birkaç
dakikanızı alır. Düzenli muayene kendi meme dokunuzu tanımanızı ve
oluşabilecek değişiklikleri kolayca fark etmenizi sağlar.
·
Adet gören kadınlar; meme
dokusunun daha yumuşak ve daha az hassas olduğu, adetin başlangıcından 5-7 gün
sonra.
·
Adet olmayan kadınlar
(gebelik, emzirme, menapoz) ise her ayın belirli günü (ayın 1., 3. günü gibi) .
·
Doğum kontrol hapı kullanan
kadınlar; her yeni ilaç kutusuna başlamadan önceki gün yapılmalıdır.
Kendi kendine meme muayenesinin 3 aşaması vardır:
1.Gözle
değerlendirme
2.Ayakta
elle değerlendirme
3.Yatarak
elle değerlendirme
1. Gözle Değerlendirme
|
Belden yukarısı çıplak olarak ayakta, iyi bir
ışık altında ayna karşısına geçin.
Kollar iki yanda sarkık ve gevşek olacak şekilde rahatlayın ve sırtınızın düz
olmasına dikkat edin. Önden ve yandan heriki meme, meme başı, koltuk altları ve
meme altı bölgesini dikkatlice inceleyin
|
|
|
Ellerinizi belinize göğüs kaslarınızın
gerildiğini hissedinceye kadar kuvvetlice bastırın. Önden ve yandan heriki meme,
meme başı, koltuk altları ve meme altı bölgesini dikkatlice inceleyin.
|
|
|
Ellerinizi başımızın arkasında kenetleyin ve
başınızı öne doğru iterek kaslarınızın gerildiğini hissedin. Aynı bölgeleri
dikkkatlice inceleyin.
|
Bu belirtilere dikkat
·
Memede veya koltukaltı
bölgesinde şişlik,
·
Memelerde belirgin
asimetri, büyüme, şeklinde değişiklik,
·
Meme cildinde çekinti,
portakal kabuğu görünümü, kızarıklık, yara,
·
Meme başlarında çökme,
kabuklu lezyon, meme başı akıntısı,
·
Meme başının farklı yöne
dönük olması,
·
Kolun dirsekten yukarı
kısmında anormal şişlik.
2. Ayakta Elle Muayene
|
Meme muayenesi yapılacak taraftaki kolunuzu
başınızın üstüne veya arkasına koyun. Elle muayenede elin işaret, orta ve yüzük
parmaklarının iç yüzeylerini kullanın. Sağ meme için sol, sol meme için sağ
elinizi kullanın.
|
|
|
|
Köprücük kemiğinin altından başlayarak, tüm meme
bölgesini ve koltuk altı bölgesini muayene edin.
|
|
|
Elinizi kaldırmadan kaydırarak birbirine paralel
dikey çizgiler çizerek veya meme başında sonlanan oklar şeklinde
tüm memenizi muayene edin.
|
|
|
|
|
Meme cildine yakın, yüzeyel lezyonları hissetmek
için önce hafif basınçla, daha derindeki lezyonlar için orta şiddette basınç ve
en derindeki lezyonları hissetmek için daha fazla basınç uygulayın.
|
|
|
Koltukaltı bölgesini muayene edin.
|
Aynı muayeneleri diğer
memenizde tekrarlayın.
3. Yatarak Elle Muayene
Düz bir zemin üzerine sırtüstü uzanın.
Muayene edeceğiniz taraftaki omuzaltına küçük bir yastık veya katlanmış bir
havlu yerleştirin Aynı taraftaki kolunuzu başınızın üstüne koyun.
Diğer elinizin 3 orta parmağının yastık
bölümleriyle dairesel hareketler çizerek ve baskı şiddetini hafiften kuvvetliye
doğru artırarak muayeneye başlayın .
Kolunuzu yana koyun, diğer elinizle koltukaltı
bölgesini muayene edin .
Hiçbir şikayetiniz
olmasa dahi;
·
20-39 yaş arası 1 ile 3
yılda bir,
·
40 yaşından sonra her yıl
doktorunuza muayene
olunuz.
Mamografi, düşük dozajlı
x-ışını ile memenin detaylı görüntülenmesidir. Meme iki levha arasında
sıkıştırılarak değişik pozisyonlarda görüntüler alınır. Sıklıkla yukardan
aşağıya doğru (kraniokaudal-CC) ve yandan (mediolateral-MLO) mamografiler
çekilir.
Mamografi herhangi bir belirti ve şikayeti olmayan kadınlarda meme kanserinin
erken teşhisi için (tarama mamografisi) veya memede kitle, ağrı, meme başı akıntısı gibi
semptomları olan kadınlarda tanı koymak için
(tanısal mamografi)
yapılır.
Ne sıklıkla mamografi yaptırmalıyım?
Tarama mamografisi meme kanseri için risk faktörü
ve hiçbir şikayeti olmayan kadınlarda 40 yaşından sonra yılda bir
önerilmektedir. Mamografide meme kanseri, elle hissedilir hale gelmeden çok daha
küçükken saptanabilir. Düzenli tarama mamografisi yapılanlarda meme kanserinden
ölüm oranı % 33 azalmaktadır.
Daha genç yaşta mamografi çektirmeli miyim?
35 ile 40 yaş arası ilk mamografi çekilmelidir.
35 yaşından daha genç olan kadınlarda bir yandan meme dokusunun yoğun olması
nedeniyle görüntülemenin zor olması, öte yandan meme kanseri görülme
olasılığının oldukça düşük olması nedeniyle bu yaş, grubundaki kadınlara rutin
mamografi önerilmez. Genç bayanlarda meme dokusundaki sorunlar genellikle meme
muayenesi ve meme ultrasonografisiyle aydınlatılır.
Mamografinin yan etkisi var mı?
Mamografi çekilirken uygulanan x-ışını dozu,
akciğer filminde uygulanan ışın dozunun sadece 4 katıdır. Bu miktarın meme
dokusuna ve vücuda herhangi bir zararı yoktur. Mamografiyi güvenle
çektirebilirsiniz.
40
yaşından sonra her yıl mamografi çektirmeyi
UNUTMAYIN
|